14 Nisan 2019 Pazar

Bir İnsan


İnsan bir kalbi sevebilirdi,
Bir insan.

Dönemsel yalnızlık sanrıları içinde
Göğsümde kaynağı belli bir ağrı,
Nedenini bilemeden ölüp gideceğim,
Yarın.
Düşeceğim ara sokaklarımıza.

Müzikal kaygıların artısını
Kanıksanmışçasına kollamışız da içimiz pır pır.
Bir kedinin gözüyle bakıyorum adımlarına
Ah o adımların!
Yoğun bir trafikte otobüsteyim,
Fark edilmemeye çabalamadan en arka koltukta.
Cesurca izleniyorsun
Çünkü yarın olmayabilir, biliyorsunuz.

Yaşama sevincimiz, var!
Hissedilmiyor sisli duygularımızın arasında, biliyorum.
Kalemi güçlü azizlerin mısralarıyla hissediyor
ve bu hüznün içindeki gizi düşlüyorum.
Betimlemesine şeriatça engel olunsa da
Bu da bir arz-ı haldi.

Kalbi sevmeli bir, insan.
Çağlamasın ırmaklar bu kez,
Şakırdamasın bülbüller,
Rüzgar vurmasın pervazlarımıza
Bu kez, işte bu kez
Susmalı sevmeler diyarında olalım!
Anlaşılma isteği olmasaydı da
Severdim dudaklarının en narin yerlerini.
Çünkü insan bir, kalbi sevmeli.

Ah bu müzikal kaygılar!
Bir ahenk tutturmalı, hayatta.
Şiirsel bir istek değildi bu, düzeni olsun istiyorum yaşamın.

Edebiyat tarihçilerinin notlarına düşsün başlıklarım,
Başlıklarda kaybolanlar da bir kalbi sevsin isterdim.
İnsanların bir kalbi daha sevmesini isteseydim,
İnsan, bir olabilir miydi? Sevebilir miydi?



14.04.2019
Bülent Böceci

9 Aralık 2018 Pazar

Soğuktan Korkuyorum



Yazları deniz kenarlarında
Ayaklarım toprağın altında
Uzanıp geceleyin
Yıldızlara bakamıyorum
Bir rüzgar eser denizden
İçim ürperir.

Soğuktan korkuyorum

Memleketim,
Adında deniz varken kurakçılsın.
Özgürlüğe mi öykünüyorsun?
Mavi, ufuk, soğuk!
Ben korkuyorum.

Bir sigara yakıyorum.
Duman odanın duvarlarında
Perdeler sarı, fotoğraflar sarı,
Her şey sararıyor.
Gözlerim kızarıyor,
Pencereler kapalı ama yine de ürperiyorum.

Soğuktan korkuyorum.

Yağmurdan kaçıyorum
Ama lapa lapa karın altında duruyorum.
Bir sokak lambası, kavisli duman
Küller siyah, yer beyaz
Evreni kirletiyorum.
Soğuktan korkuyorum,
Ancak karda üşümüyorum.

Ayaklarım, ellerim, burnum, kulaklarım
Hepsi üşüyor umursamıyorum.
Hele sırtıma girdi mi ürperiş
Korkuyorum.
Ölümü hatırlayıp arada kalıyorum.
Cesedimin üstünde yağmur damlaları
Susmalarına ortak oluyorum.
Yalnızlıktan değil,
Soğuktan korkuyorum.

2 Aralık 2018 Pazar

Hislerimin Macerası




Çayımın son yudumunu alıp
Sandalyemde geriye doğru esneyerek
Belimdeki saplantılarımı kıtlattım.
Şimdi yağ kar, hazır hislerim
Kefenini giymeye, az önceki yağmur
Yıkadı zaten pıt pıtlarını…

Rahip hiç yadırgamadı
Selanı okudu bir gündönümünde.

Annem “Aşk sağ olsun” diyebildi
Aşk diyarını sonsuza dek koruyacak şehit oğlum.
Babam hüngür hüngür ağlıyor ey kimsesizler!

Herkes eylem için ara sokaklara doluştu
“Sevgilinin hakkını şimdi ver aşık,
Yüreksizlerin ayağına ser aşık,
Allahsızlara hep mi selam şer aşık,
Yüreğimize yağdın sinsice ey seng”
Diye sloganlaşıyor şiirleri sevgilinin şimdi.

Ben ise tüm bu olanları hayretle izliyorum.
Senin ne düşündüğünü mimiklerinden çıkartıyorum.
O şatafatlı makyajlar anlatıyormuş gibi, biliyorum.
Şimdi düştü ayaklar altına alış-veriş odaklı
Menfaatsizlik ve ilişiksizler.

Hislerimi gören hahamlar,
Uzay boşluğuna atmakla tehdit ederken
Düşerdi
Kara sevda adlı bir dağın tepesine.

“Kavuşmamak ve hasretsizlik odaklı günlerin birinde
Dirilip geldiğinde, tüm sevgilere itaat etmekle emrolundu!”
Diyerek avaz avaz bağırdı tüm düşmanlarım şiirlerimi.

20 Kasım 2018 Salı

Yeni Yetme Şair'den


Hangi şiiri okusam sanki ben yazmışım gibi
Gecenin şerri gündüzün hayrından iyidir diye ertelediklerim.
Düşün, hislerimi anlatan bunca mısra varken
Hala yazıyorsam bir fark olmalıydı
O fark da geçmişti.
Heceyi ozanlara verdiğimiz bu çağda
Benim benliğim, özgürlükteydi!
Ve hala ölü doğuyordum meclisin kararlarına.

“Falanca hanımla imsak kesilene kadar sohbetlerimiz”
Adlı televizyon programında daimi konumuzdu:
Aşk.
Pardon yine imgeye kurban gittin, sevgilim.
Allahım sen affet bu yeni yetme dizelerimi!

Sadece kalbime anlam yüklüyorum.
Yemişim şairlerin susma, konuşma, bakma üzerindeki
Hüsn-i talil kurma çabalarını!
Kaçırdığım duraklardan sana sığınırım.
Yoksa bana mı?

Artık,
Çözümsüzlük örneği olsun edebiyat tüccarlarına.
Bağlamını bile boş verip yakmış desinler bütün düğümleri
Meydan okuyorum!
Ey’li hey’li bey’li seslenişlerle hepsini toplayıp
Açıklamıyorum manifestomuzu:
“Yeni yetmeler yıkacak kuramlarınızı!”

29 Ekim 2018 Pazartesi

Azizler


Azizim…
Aziz diyorum size
Ey’li başlayan dizeler yazanlar
Şairler, hepiniz azizsiniz diyorum sizlere!
Şiir dininde gönlümüzü bağlıyoruz
Her şiir bir terbiye veriyor gönle
Hiçbir dizeyi atlattırmayan
Aziz ağabeylerimsiniz.

Hey dedi oradaki çocuk
Ne var çocuk? Atlama mısraların arasına
Nerede senin terbiyen!
Babandan bir şamar,
Anandan terlik yememişçesine patavatsızsın,
Anladım.
Sen ilahilerimizdeki yakarışlarımızsın…

Azizleri anlıyorum bu yarım ayda.
Anlamak yetmez diyor ağabeyler,
“Bilmek gerek.”
Mastarlarla çekilen bir eylemi değil,
Tek başına var olabilen bir adı bilmek gerek.
Adın gibi adı gibi
Adımız…

O değil miydi?
It değildi he değildi she değildi!
O hiçbir şey miydi sahi?
Her şeyde yok olmaktan hiçliği unutan bir müridinim,
Hey yâr!
Ey diyemem sana,
Anla beni.