2 Eylül 2021 Perşembe

Katilini Öldüren Şiir

Bu gece,

Bir şiir katilini öldürdü.

Bunun sırrının çözülmesine henüz üç asır var.

Faili meçhul cinayetler mahallesinde

Günü geçmiş gazete satıcıları,

Sadece cinayet saatlerinin aranan isimleri.

Katiller ve maktullerin ne önemi var hakim bey!

 

Az tirajlı yerel bir gazetenin 3. Sayfasına yazılmış,

Bir şiir.

Bir şiir ki katilini öldürebilecek güçteydi!

 

Hakim bey, suçumu kabul ediyorum.

Ancak pişmanlığım bezm-i elestten beri içimdedir.

Bırakın beni lütfen,

Kendi cezamı vicdanımla çekerim.

Siz şu gazete satıcılarına ceza yazın.

Bir cesedi gömmeyip sokağın ortasında,

Sokağın ortasında, sokağın ortasında…

Gazetenin 3. Sayfasındaki şiirle örttüler!

Şiir katilini öldürüp beni işaret ediyordu:

“Bu vicdansız öldürdü sokağın ortasında!” diye bağırması da cabası.

 

Şimdi soruyorum hakim bey:

Hadi ben katilim ve vicdansızım.

Bir cesedi sokağın ortasında şiirle örtmek merhamet midir?

Üstelik şiirin hem yazarı hem kurbanıydı!

 

 


24 Mart 2021 Çarşamba

Saat Başı Şiiri

 

Gezegenin ışıklarının odama girmeye başladığı saatler bunlar,

Yıldızlar, Güneş ve Ay’ın üstünlük mücadeleleri

Bir de hilkat garibinin acı çekişleri…

 

Dün savaş meydanında yaralı bir erdim,

Bu günse hemşiresine aşık vatan sevdalısı bir muzaffer.

Yenildiğim her savaşın aldığım her yaranın sebebi

Bir daha bir daha bir daha!

Seni görmek için koşuyorum mitralyözlerin üstlerine…

Bu mücadelenin ortasında,

Herkes feryat figan bağırırken,

Yanında sevdalı bir er ile

Gönül sarayında dinlenmeye fırsat yok mu?

 

“Gel,

İnce eleyip sık dokunmaya meyilli olaylar zincirinde.

Gel,

Ansızın dolan gözlerinle.

Gel,

Takvimlerin baştan yazılması şerefine.

Gel,

İlmek ilmek işlediğim kalbinin hatırına.

Gel, gel, gel…

Bir sen gel yeter bana.”

 

Saat başı bir şiir sıkıştırıyorum cebine.

Soluklanmak için oturduğun sandalyede

Bir an için fark edip de okursan…

Bil ki bu yorgunluğun ve savaşın ortasında

Tek dileğim senin ellerinden içmek ab-ı hayatı…

 

05:00

6.3.2021 / B.B.

20 Şubat 2021 Cumartesi

HAMD

Vardım geceleyin ümitsizlerin dergahına

Oldum bir an içün derviş-i nevmid

Ney sesiyle elem-i ye’s gönülde harlana

Bir feryatla koptu dilden mehamid

 

O hamd ile yaslandım ya Rab sana

Değdi dilime tattım ab-ı ahmeri

Görünce kadehi sunan sakiyi

Bunca zamandır aramıştım ruh-ı dil-güşa

 

Hamd ü senalara mazhar bir can

Su buyurdu harik-zedeye oldu kan

Kıyam-ı saati duyurmak için İsrafil

Üfledi adını da ben doğdum o an


16 Nisan 2020 Perşembe

İstibdat


İstibdat var sevdiğim,
Söyleyemem seni sevdiğimi.

Peki,
Sevdiğimi söyleyemiyorsam
Şiirler yazamıyorsam adının geçtiği
Anamın dizine uzanıp anlatamıyorsam
Rakılar boğazlayamıyorsam senli masalarda
Özgürlük…
Niye?

Üç tarafımda dağlar
Diğer tarafımda bir ova var.
Ovanın sonu deniz…

Gezdim tozdum dağları ovaları,
Taşlıkların altındaki toprakları avuçladım.
Yaşamı hissettim her tanecikte,
Veriminden bir şey eksilmemiş.
Hala emek ekip sevgi biçiyoruz
Boşuna aşığı değilim bu diyarın.

Memurlar kapıyı çalıyor.
Sevdiğim,
İstibdat var istibdat.
Bir yanda sıcak bir yanda soğuk
Çatışıyoruz,
“Mücadeleye devam!” diye seslenemiyoruz.
İstibdatları aşıp geleceğim sana.
Haykıracağım adını denizlere,
Ölmezsem eğer.

Tutuklanma pahasına söylediklerim
Her geçen gecede bir çentik daha
Riskler boğazlayalım dostlar
Onların almaya korktuğu riskler
Ve
Dün gece yine masumlar ve zalimler vedalaştı
Sevginin değerini öğrenenler ve öğretenler…
Yine bize şairlik şanı düştü, dört duvar içinde.

Ölüme yakınlaştığını hissettiğin nefeslerin
Mutluluğun değerini bilenlerin bildirdikleri için
İmgeleme sanatıyla zıtlaşıyorum.
Yine benzetmese de betimleyecek derdimi diye korkuyorum.
Bu şair zulmünü öğretmek istemezdim sevdiğime
Ama yine de dayanıyor her mısrada atalarının hatırına
Mürekkep yalamış yarların direnciyle
Bir mum olup gözümün dikkatini cezbetmeyi başarınca
Fark etmedim, tutuklandığımı.
Esaretim, söneceğin güne kadar.
Sonrası özgürlük mü?
Bilmiyorum.
Yine de özgürlük sevincine yakışabilir miyim?
Bilmiyorum.

İstibdat var sevdiğim.
Söylediklerim bile idamıma yetecekken hala,
Ama hala içimde yakıyorsun cesaret meşalesini.
Başıma ne geldiyse sana yetmekten geldi
Yine de söylemek istiyorum.
İstibdat var sevdiğim,
İstibdat.

20 Ocak 2020 Pazartesi

Berduş


Soğuklar başladı sevdiğim
Soğuklardan korkarım bilirsin
Yine de ayrılmıyor cesedim sokağından
İşaret ediyor katilini
ve
Yüreğim son fetvasını verdi sana dair:
“Katli vacip değildir.”

Bu kısasta kıskançlıklar seziyorum sevdiğim
Öksüzün hakkını yemelerinle,
Zulümlerine rağmen zalim olmayan gözlerine
Bir de suç ortağı saçlarını eklemen niye?

Aziz abilerim yalvarıyorum bir çare...
Bu dilberden güzel midir heft-peyker?
Öyleyse nasıl anlatayım onu ben size?
Dil tutuk, akıl noksan, gönül divane
Bir delinin sözüne benzer dediklerim.

Berduş oldum ben sevdiğim
Sokağında sabahlar durur, ışıkları izlerim.
-Limonlu soda, sigara ve kasket-
Şimdi bildim sevdiğim, şimdi
Şarap haramdır çünkü sokağında üşüsün aşıklar
Gerçi gerçek aşığa şarap ne yarar!

Isıt beni, kurtar bu ısısızlıktan
Gözlerinden bir nazar, dudaklarından bir şarap
Bahşeyle bu yorgun yüreğime.

Yetiş ya Rab!
Bir kulun diğerine ettiği zulümle
Mazlum ve zalim doğmasın bu sevdamdan.
İhsan et sabrından ve merhametinden bizlere
Sokaklarda sürünmesin artık
Ufaklıktan beri büyüttüğüm yüreğim.

Kolla beni sevdiğim, kolla.
Kollarının arasında sevdamı yokla.
Hangi aşığın bu denli sabretti bilmem de
Beni kıyaslama hiçbir berduşunla.


20.01.2020
- Bülent Böceci